Tiyatro'nun Acı Kaybı! Necla Uygur Yaşamını Yitirdi.
Türk tiyatrosunun unutulmaz isimlerinden, 2013 yılında hayatını kaybeden Nejat Uygur'un eşi Necla Uygur yaşamını yitirdi.

Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Necla Uygur, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Oyuncular Süheyl ve Behzat Uygur'un annesi olan Necla Uygur'un vefatı, ailesini ve sevenlerini yasa boğdu. Uygur ailesi tarafından yapılan açıklamada, "Tiyatromuzun usta oyuncusu, canımız annemiz Necla Uygur'un tedavi gördüğü hastanede bugün aramızdan ayrıldığını derin bir üzüntüyle duyuruyoruz" ifadelerine yer verildi.
CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU
Necla Uygur'un cenazesi, 9 Ekim Cuma günü İstanbul'daki Teşvikiye Camii'nde ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
SANAT DÜNYASINDAN TAZİYELER
Seksen dokuz yaşında vefat eden beş çocuk annesi Necla Uygur'un ardından sanat dünyasından taziye mesajları paylaşıldı. Oyuncu Ayşe Erbulak, "Canım Necla Uygur bir biyografi yazabilecek olsam sizin hayatınızı yazmayı çok isterdim. Sizi en baştan dinlemeyi ve bu yolculuğunuzuzu kaleme almak en büyük isteklerimden biriydi. Bunu çocuklarınız da biliyor ama kısmet değilmiş. Tüm Uygurlara sabır ve dayanma gücü diliyorum" ifadelerini kullandı. Süheyl Uygur'un eşi Burçin Orhon ise "Canım annem, mekanın cennet olsun" sözleriyle veda etti.
SANAT HAYATI
Necla Uygur, 1952 yılında evlendiği Nejat Uygur ile birlikte uzun yıllar tiyatro sahnelerinde ve Anadolu turnelerinde yer aldı. Çiftin Ahmet, Kemal, Behzat, Süheyl ve Süha isminde beş oğlu dünyaya geldi. Sanatçı, 2016 yılında düzenlenen 21. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri kapsamında "Çolpan İlhan Sanata Değer Katan Kadınlar Özel Ödülü"ne layık görülmüştü.
GÜNLÜK YAŞAMA DAİR HATIRALAR
Eşi Nejat Uygur 2013 yılında hayatını kaybeden Necla Uygur, 2015 yılındaki bir söyleşisinde geçmiş yıllara dair şunları anlatmıştı: "Nejat, Nejat Uygur olmadan pabucu hep yamalı çıkardı sahneye. Behzat'ın doğumuyla biraz biraz düzeldik. Çocuklarımın hiç oyuncakları olmadı ama yaratıcılardı. Tahtaya çivi çakıp bozuk parayla maç yaparlardı. Tahtadan tabanca yapıp oynarlardı. Kağıtlardan, çoraplardan top yapıp oyun oynarlardı. Çok yokluk içinde büyüdüler. Ajitasyon yapmıyorum ama pijama yamayarak çocuklarımı okula gönderdim. 'İstanbul büyük deniz, sizi yutar' demişlerdi ama İstanbul, Nejat'ı yutamadı."



